Özgürlük; kapalı/açık, basit /karmaşık anlamlar içeren ve bu anlamların kendini imge, kavram ya da tasarı yoluyla stilize ettiği ya da ettirdiği mutlak bir tanımı olmayan oldukça görece bir hâldir. Özgür, bu hâle en yakın ya da taraftar kişidir. Özgürlük edebiyatta özneye, felsefede de yükleme yaklaşır.

Jean Paul Sartre’ın varoluşçu çağ özgürlüğüyle bugünün gösteriye dönüşmüş, görsel çağ özgürlüğü arasında ilkesel farklar vardır. İkinci kuram birinci kuramdan fikren iltifat alamaz.

Özgürlük; eylem üzerine, seçmek üzerine, düşünce üzerine süreğenlik barındıran, ikincil niteliklerin birincil nitelikleri kümesine aldığı aslen fenomenal bir alan. Özgürlüğün ikincil niteliği birincil niteliğinden istem dışı olarak daha sert. Özgürlük sersemliği ya da şaşkınlığı, özgür olduğunun farkında olmayan bir canlı için sert bir gerçeklik.

Jean Paul Sartre:

"Özgürlüğe mahkûm olmak bir nevi sorumluluğa da mahkûm olmak demektir." der.

Özgürlüğü duyularımızla algılayamadığımız zamanlarda duygularımızla algılamak da bir özgürlüktür seçeneğidir. Özgür olmamızı sağlayacaksa istemediğimiz şeyleri yapmak da bir özgürlük seçeneğidir. Özgürlük edim yoluyla gerçekleşir.

Ara Güler, fotoğrafı anlatırken;

"Fotoğraf, tarih olayıdır. Tarihi zapt ediyorsun. Bir makine ile tarihi durduruyorsun" der.

Durduran ya da zapt eden muhatabına esaret vadeder.

Oysa Ara Güler’in fotoğraflarındaki balıkçılar özgürlük duygusu verir. Özgürlük duygu yoluyla gerçekleşir.

Özgürlük, varlığın varoluş sarkacıdır.