Hristiyanlıktan çok zaman önce de tüm yıl boyunca yeşil kalan bitki ve ağaçların, kışın insanlar için özel bir anlamı vardı.

History dergisinde yer alan bir makaleye göre bugün insanların Noel’de ya da yılbaşında yaptıkları gibi eski zamanlarda da insanlar kapılarına ve pencerelerine yeşil dallar asıyorlardı.

Birçok ülkede, sararmayan bu yeşil dalların cadıları, hayaletleri, kötücül ruhları ve hastalıkları evden uzak tutacağına inanılıyor.

Kuzey Yarımküre’de en kısa gün ve en uzun gece 21 ya da 22 Aralık’ta yaşanıyor. Buna ‘kış gündönümü’ deniyor.

Eski dönemlerde birçok insan, güneşi tanrı olarak görüyordu. Kışın da her yıl, tanrı güneş hastalandığı ve zayıf düştüğü için geldiğine inanıyorlardı. Kış gündönümü de tanrı güneşin sonunda iyileşmeye başlayacağı için kutlanıyordu.

26 Ocak günlük burç yorumları: Hiç kimse yalnız değil! 26 Ocak günlük burç yorumları: Hiç kimse yalnız değil!

Kapılarına pencerelerine astıkları sararmayan dallar da onlara güneş tanrı güçlenip yaz geldiğinde dalların yeniden yeşereceğini hatırlatıyordu.

MISIR GÜNEŞ TANRISI: RA

Eski Mısırlılar, güneş tanrısı Ra’ya tapıyorlardı. Şahin kafalı Ra’nın başında güneşi tasvir eden bir disk vardı.

Kış gündönümünde Ra, hastalığını yenip, iyileşmeye başlayınca Mısırlılar evlerini yaşamın ölüme karşı zaferini simgeleyen yeşil dallarla süslüyordu.

Erken dönem Romalılar, kış gündönümünü Saturnalia Bayramı’yla kutluyordu. Roma paganizminde bu bayram, tarım tanrısı Saturn onuruna kutlanıyordu.

Romalılar kış dönümünün yakında tarlaların, meyve bahçelerinin yeniden yemyeşil olacağı ve meyveyle dolacağı anlamına geldiğini biliyorlardı. Bunu kutlamak için evlerini ve tapınaklarını yeşil dallarla süslüyorlardı.

Kuzey Avrupa’da antik Kelt topluluklarındaki rahip sınıfı mensupları Druid’ler de tapınaklarını yaşamın ebediyetini simgeleyen yeşil dallarla süslüyordu.

İskandinavya’da ise Vikingler hep yeşil kalan bitkilerin güneş tanrısı Balder’in özel bitkisi olduğuna inanıyordu.

Bugünkü haliyle Noel/Yılbaşı ağacı geleneğini 16. yüzyılda Almanların başlattığı düşünülüyor. Dindar Hristiyanlar evlerinde ağaç süslüyorlardı.

Bazıları odundan piramitler yapıp üzerini yeşil ağaçlar ve mumlarla süslüyordu. Noel ağacına yakılmış mumu ise, yine 16. yüzyılda Protestan rahip Martin Luther’in eklediğine inanılıyor.

İnanışa göre Martin Luther bir kış akşamı evine yürürken ağaçların yeşil dalları arasında titreyen yıldızların parıltılarından çok etkilendi. Bu sahneyi ailesine de yaşatmak için evin oturma odasının ortasına bir ağaç dikti ve dallarını mumlarla süsledi.

Noel ağaçlarının ABD’ye, Pennsylvania’daki Alman yerleşimciler tarafından getirildiği biliniyor.

1747’de Alman yerleşimcilerin mahallelerine diktikleri Noel ağaçları vardı. Ama 1840’lara kadar Amerikalıların çoğu bu ağaçları pagan sembolleri olarak görüyor ve tuhaf buluyorlardı.

1890’lara gelindiğinde Almanya’dan ABD’ye Noel ağacı süslemeleri getiriliyordu ve bu ağaçlar yaygınlaşmaya başlamıştı. Avrupa’da yaklaşık bir metrelik ağaçlar tercih edilirken, Amerikalılar tavana kadar ağaçları seviyorlardı.

(BBC Türkçe)