Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın, Ankara Anlaşması’nın son bulmasıyla sorun yaşayan Türk vatandaşları hakkında yaptığı açıklamada, “Uzatma başvurusu bekleyen vatandaşlarımız için pratik çözü...

Suriye'nin Humus kentinde karnaval düzenlendi Suriye'nin Humus kentinde karnaval düzenlendi

Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın, Ankara Anlaşması’nın son bulmasıyla sorun yaşayan Türk vatandaşları hakkında yaptığı açıklamada, “Uzatma başvurusu bekleyen vatandaşlarımız için pratik çözümler önerdik” dedi. İngiltere ve Türkiye arasında 12 Eylül 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile Türk vatandaşlarına getirilen İngiltere’de iş kurma ve oturum izni alma olanağı, İngiltere’nin 31 Aralık 2020’de Avrupa Birliği’nden ayrılmasıyla son buldu. Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye gelen Türk vatandaşları, anlaşmanın son bulmasıyla çeşitli sorunlarla karşılaşmaya başladı. Ankara Anlaşması ile yapılan başvuruların resmi olarak 6 ay içerisinde sonuca bağlanması gerekirken, İngiltere İçişleri Bakanlığı bu süreyi 6 ayın üstüne çıkartarak İngiltere’de yaşayan Türk vatandaşlarını oldukça zor bir duruma sokuyor. Vize yenileme başvurusu yapan Türk vatandaşlarının seyahat özgürlükleri, ev kiralama ve okullara kayıt yaptırma gibi birçok işlemi dolaylı yoldan ellerinden alınmış oldu. Bu süreçte yakınlarını kaybeden kişiler, seyahat edemedikleri için cenazelere katılamıyor veya sevdiklerinin yanında olamıyor. Yapılan itiraz başvuru sürelerinde ise herhangi bir geri dönüş alamayan birçok Türk vatandaşı, psikolojik olarak zorluk çektiğini dile getiriyor. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Ankara Anlaşma ile İngiltere’ye gelmiş vatandaşlarımızın, iş adamlarımızın burada bu süreçlerini ikinci, üçüncü yıllık sürelerini daha ileri yıllara uzatma ile ilgili başvurularında ciddi gecikmeler yaşanıyor. Bu da son birkaç ayda yoğunlaşan, bizlerin de hassasiyetle yoğun bir şekilde üzerinde durduğu ve çalıştığı bir konu haline geldi. Bu konuda izahta bulunmama imkan sağladığınız için sizlere teşekkür ederim. Bildiğiniz gibi Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye gelme uygulaması, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasıyla 31 Aralık 2020’de sona erdi. O zamana kadar başvuru yapmış vatandaşlarımızın haklarının kaybolmaması, aynı kriterler üzerinden süreçlerini tamamlaması konusunda biz o zaman yaptığımız alt komite çalışmalarımızla İngiltere’den mutabakatı almıştık. Vatandaşlarımızın ilk başta şunu bilmelerinde fayda var ki, daha önceden başvuruları nasıl değerlendirildiyse aynı kriterlerde değerlendirilmeye devam edecek, bunda herhangi bir şüphe olmasın” dedi. TAMAMLAMA SÜRECİ 1 YILI AŞTI Büyükelçi Yalçın, vatandaşların yaşadığı problemler üzerine İngiltere’deki bakanlıklarla görüşmeler yaptıklarını belirterek, “Geçen zaman içerisinde insanların 1 yıl, 2’den 3’e veya 3’ten 4’e uzatmalarında İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın geciktiğini gördük. Bakanlığın yasal olarak 6 aylık tamamlama sürecini geçerek 7, 8, 10, hatta bazı örneklerde 1 yılı aşan zaman süreçlerini yaşandığını gördük. Bunun üzerine vatandaşlarımızın bizlere başvuruları üzerine hem İngiltere İçişleri Bakanlığı’na hem Dışişleri Bakanlığı’na bu sorunu anlattık ve çözülmesi için uğraştık ve halen uğraşıyoruz. Ben bizzat İngiltere Dışişleri Bakanlığı ve Avrupa Bakanlığı ile görüştüm. İçişleri Bakanı Sayın Patel’e de bizzat mektup gönderdim. Oradaki bütün yetkili bölümlerle de mağdur durumdaki vatandaşlarımızın meselesinin bir an evvel çözülmesi konusunu görüşüyoruz. Hatta bu konuda aralarında mesajlaşma grubu kuran bazı vatandaşlarımızla bir araya geldik. Birbirlerinden habersiz bu çalışmaları yapan vatandaşlarımızın bir araya gelmelerini, güç birliği yapmalarını, aynı amaca aynı istikamette birlikte çalışmaları için aralarında koordinasyon da gerçekleştirdik. Onlarla temaslarımız da sürüyor. Bütün bu çalışmalar sırasında biz hem İngiltere Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na bunları söyledik. Bu vatandaşlarımız mağdur durumdalar, bu uzatmalar olmadığı için seyahat edemiyorlar, bir cenaze, düğün çok acil ihtiyaç, sağlık ve tedavi için Türkiye’ye gidemiyorlar. Burada da hayati bazı sözleşmeleri, okul veya evlilik gibi yapamıyorlar. Bir boşlukta tutulup bekletiliyorlar. Bu kabul edilecek bir durum değil. Bu insanlara büyük bir haksızlık. O yüzden bütün bunları hem sözlü hem yazılı olarak dile getirdik, getirmeye de devam ediyoruz. Hatta eğer bürokratik süreç daha da uzayacak ve çeşitli nedenlerle 1-2 ay içerisinde bu dosyalar tamamlanamayacaksa hiç olmazsa vatandaşlarımızın seyahat edebilmelerine olanak sağlayacak pratik çözümler de önerdik. Bu vatandaşlarımızın sabırla kendi hakları olan durumlarını hem yetkililer nezdinde, hem İngiliz basını hem İngiltere Meclisi nezdinde dile getirmelerini destekliyoruz. Nitekim, hem bizlerin hem vatandaşlarımızın çabalarıyla bir farkındalık da meydana geldi. O yüzden ben önümüzdeki dönemde bütün bu seslerin, gayretlerimizin yankı bulacağını düşünüyorum. Bütün bunlara ne sebep olmuş olabilir diye düşünüyor olabiliriz. Bizlere, İngiltere İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri söylüyorlar, hatta bu konuda biraz mahcuplar. Son başvuru döneminde yani Ankara Anlaşması’nın bitmesine yakın çok fazla başvuru olduğunu, yani son 10 yılda yapılan başvuruların yarısından fazlasının son bir yılda yapıldığını belirtiyorlar. Bunun büyük bir birikime yol açtığını söylüyorlar. Öte yandan Covid-19 sebebiyle alınan tedbirler de var. Birkaç kez yapılan kapanmayla buradaki bürokrasinin, bakanlıkların çalışmaması ve uzun bir süre evden çalışmasıyla, belli konularda bürokrasinin, personelin hızlı ve etkin olamaması gibi nedenleri ileri sürüyorlar. Fakat bunların hiçbiri vatandaşlarımızın mağduriyetini izah edilebilecek veya kabul edilebilecek gerekçeler olduğunu düşünmüyoruz. Bütün bunları anlamak ile birlikte önümüzdeki dönemde bu mağduriyetlerin bir an önce çözülmesini ve süratle bu dosyaların sonuçlandırılmasını hem istiyoruz hem takip ediyoruz” dedi. “BİRLEŞİK KRALLIK SINIRLARI DIŞINA ÇIKAMIYORSUNUZ” İngiltere’de lisanslı göçmenlik uzmanı olarak görev yapan Oğuzhan Demir ise, Ankara Anlaşması nedeniyle yaşadıkları sorunları ifade ederek, “Ankara Anlaşması için şu anki sorun, daha çok uzatma başvuruları ile ilgili. İlk başvurular, Brexit sürecinden dolayı 31 Aralık 2020’de tamamen bitti. Normalde uzatma başvurularının neticelenmesinin yasal süresi 6 aydır. Ama yaklaşık son bir buçuk yıldır birtakım çok ciddi gecikmeler yaşanıyor. Bu gecikmelerden dolayı da hemen hemen bütün başvuru yapanların aldığı standart bir mailde, ‘kompleks bir vaka olduğunu düşünüyoruz dolayısıyla bu değerlendirme biraz daha sürecek anlayışınız için teşekkür ederiz’ gibi ifadeler yer alıyor. Son zamanlarda başvuru yapanlar tarafından şikayetler çok arttı. Başlıca sebebi ise bu başvuru yapıldığında geçerli olan İngiltere’yi terk edememe kuralı. Birleşik Krallık sınırları dışına çıkamıyorsunuz. Dolayısıyla insanlar iş veya özel hayatları ile ilgili bir gerekçeyle yurt dışına çıkmak istediklerinde gidemiyorlar. Hastalık, cenaze, düğün, evlilik gibi durumlarda Birleşik Krallık dışına çıkamıyorlar. İşleri ile ilgili mal satan, ihracat yapan bir firma Çin’e gidip tedarikçi ile görüşmesi gerekiyorsa bunu yapamıyor” diye konuştu. “İNSANLAR EV VERMEK İSTEMİYOR” Ev ve iş bulmak ile ilgili de pek çok sorunla karşı karşıya kaldıklarının altını çizen Demir, “İngiltere’de de sıkıntılar oluyor. Ev tutmak istiyorsanız ve bir işverenle çalışıyorsanız bu işe giriş veya işte sözleşme imzalanması sürecinde sorun yaşanıyor. Örneğin, ev sahipleri oturum kartı olmadığı için insanlara ev vermek istemiyor. Başvuruda red gelse dahi, idari incelemeler başvurusu yapıldıysa onun da sonucu gelene kadar insanların göçmenlik hakları aynen devam ediyor ama pratikte ev sahipleri bu konuda daha şüpheci yaklaşıyorlar, sonucun ne olacağını kestiremiyorlar. İşle ilgili de aynı şey söz konusu. İnsanlar belki bir iş teklifi alıyor ama sonra bu oturum kartı ve mevcut göçmenlik durumunu işveren sorguladığında işe almak veya bir teklifte bulunmak istemiyor. İnsanlar şöyle düşünüyor, salgından dolayı biliyorsunuz çok fazla aksaklık yaşandı hem devlet kurumlarında hem de özel sektörde. Dolayısı ile bunlarla birlikte bir gecikme olması olağan bir durum, anlaşılır ama yavaş yavaş bu süreler 12 aya, 14 aya, 15 aya kadar uzadıkça insanlar yani acaba başka bir şey mi var, benim durumum ne olacak gibi endişelerle belki üst üste defalarca mail atıp telefonla İçişleri Bakanlığı ile iletişime geçmeye çalışıyorlar. Burada da genellikle yine standart cevap alıyorlar. Tabii salgının yanında bir de şöyle bir şey var. Salgın döneminde birçok insan maddi devlet destekleri dedikleri bir maaş yardımı aldı. Birçok işyeri de böyle yardımlardan aldı. Bir de devletin geri ödemeyi kabul ettiği bir kredi var. Bu da salgın döneminde hükümetin bankalarla yaptığı bir anlaşma sonucu firmalara verdikleri bir kredi. Bununla ilgili düşünülmesi gereken bu kredilerin doğru kullanılıp kullanılmadığı. Bunların kontrollerini yapıyorlar. Dolayısıyla özellikle bu krediyi çekmiş firmaların ve şahısların uzatmaları kontrol sürecinden kaynaklı daha fazla bekliyor” dedi. “3 YILDIR AİLEMİ GÖREMİYORUM” Ankara Anlaşması’yla İngiltere’ye yerleşen Nazlıhan Birgün ise yaklaşık 3 yıldır ailesini göremediğini ve bekleme süreci kapsamında seyahat edemediği için babaannesinin cenazesine katılamadığını belirtti. İngiltere hükümetinin süreçle alakalı hiçbir bilgi vermediğini dile getiren Birgün, “Ben Nazlıhan Birgün ve 32 yaşındayım. Londra’dan Pourstmouth’a yeni taşındım. Güzellik danışmanlığı üzerine Ankara Anlaşmalı olarak bu ülkeye geldim. Daha önce öğrenci olarak zaten buradaydım. Türkiye’ye geri dönüş yapmıştım fakat bazı sebeplerden dolayı tekrar İngiltere’ye geldim. Bu süreçte de erkek arkadaşımla bir ev bakıyorduk. Oturum kartımız olmadan bir şeyleri ispatlayabilmek bu ülkede biraz zor oluyor. Dolayısıyla bakanlığı aradık ve ev tutmak istediğimizi söyledik. Ne kadar süredir uzatma beklediğimizi sordular. Biz de 12 ay olduğunu söylediğimizde süreyi uzun buldular ve bu durumu memura ileteceklerini belirttiler. Sonrasında da 2 hafta içinde eğer cevap alamamamız halinde tekrar aramamızı istediler. Bana 2 hafta sonra red cevabı geldi. Beni ocakta görüşmeye çağırmışlardı. Normalde görüntülü aramaları gerekiyordu ama sanırım sistemlerinde bir arıza olduğu için telefon görüşmesi yaptık. Fakat onların veya benim telefonumda yaşanan sorun nedeniyle ses sürekli kısık kısık geliyordu. Bu yüzden bazı sorularda memur da beni yanlış anlamış, ben de onu yanlış anlamışım. Bir sonraki gün görüşme detaylarını gönderdiler. Ben de yanlış olan yerlerin hepsini düzelttim ve geri gönderdim. Ağustos ayında gelen redde düzeltmelerimi hiç göndermediğimi ve görüşme sırasında verilen cevapları olduğu gibi kabul ettiklerini söylemişler. Mesela bir rakam sormuşlar ben yanlış anlamışım veya memur beni yanlış anlamış. Dolayısıyla o cevabı kabul ettikleri için bana hiç inanmadıklarını söylüyorlar. Aslında ben düzeltip göndermişim doğrusu diye. Ağustostan bu yana da 6-7 ay falan oldu ve bekliyorum. Süreç 18-19 aya doğru gidiyor. Bu süreçte insanların psikolojileri de çok etkileniyor. Ben red almadan önceki bekleme sürecimde babaannemi Covid-19 nedeniyle kaybettim. Evet o zaman hiçbir ülkeye gidilemiyordu ama insanlar ailesinin yanında olmak istiyor. Yani tek başına oluyorsun, yanında kimse yok. Tabii ki erkek arkadaşım ve ailesi vardı çok sağ olsunlar. Psikolojim bu konuda inanılmaz bozuldu. Mesela babaannem vefat ettiği zaman babamın yanında olmayı çok isterdim. Benim yanımda da kendi ailemden hiç kimse yoktu. Yani zaten uzatma sürecinde çalışabiliyoruz ama tabii ki kısıtlı. İşimi geliştirmek istiyorum her seferinde ama engelle karşılaşıyorum. Oturum kartım olmadığı için zamanım hep bir şeyleri ispatlamakla geçiyor. Dolayısıyla bir sürü şey yarım kalıyor. Bu süreçle alakalı biraz iyileştirmeler olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Hayatımı nasıl idame ettiriyorsam o şekilde devam ediyorum. İşe başladım, mart ayında Covid-19 salgını başladı. Onunla ilgili hiçbir sıkıntım yok. Şimdi normalleşme falan olduğu için bir şekilde devam ediyorum. Ama şu an vizemi değiştirip değiştirmemek konusunda hala bir kararsızlığım var. Ne yapacağımı bilmiyorum” ifadelerine yer verdi. "ÖZGÜRLÜĞÜM ELİMDEN ALINDI’’ Yaklaşık 2 buçuk yıldır Londra’da dadılık yapan Esra Keyfer ise yine yaklaşık 2 buçuk yıldır Ankara Anlaşması süreci içerisinde olduğunu ve uzatma başvurusuna henüz bir cevap alamadığını belirtti. Bu süreçte seyahat özgürlüğünün elinden alındığını ifade eden Keyfer, “26 yaşındayım ve Londra’da yaşıyorum. Ankara Anlaşması’na bağlı olarak 2 buçuk senedir buradayım. Anlaşma alanım dadılık üzerine, zaten öncesinde de öğrenci olarak buradayım. Toplamda 3 buçuk sene oldu. İlk başvuruş sürecim 2019 Kasım ayında gerçekleşti. Yaklaşık bir hafta kadar süren başvuru sürecim olumlu sonuçlandı. İngiltere’de resmi olarak çalışabilecek, kendi şirketimi faaliyete geçirebilecektim. İşlerin bu denli hızlı ilerlemesinin beni başlangıç motivasyonu ve adaptasyon sürecinde oldukça desteklediğini söyleyebilirim. Hayatım için yeni bir başlangıçtı ve her şey olması gerektiği gibi kolaylıkla başladı. Burada Ankara Anlaşması’na bağlıysanız ilk seneniz bittiğinde bir uzatma vizesi başvurusu yapmanız gerekiyor. Bu size eğer evraklarınızda yaptığınız iş, sizden beklenilen kurallara bağlı olarak ilerlediyse, örneğin yeterince müşteri portföyü oluşturabildiyseniz, verginizi ödediyseniz, verdiğiniz hizmete karşılık olarak aldığınız referanslarınız var ise 3 sene daha kalma hakkı tanıyor. Tabii herhangi bir kompleks durum varsa daha az süreli de verebiliyorlar. Ben 2020 Kasım ayında belirtmiş olduğum bütün gereklilikleri yerine getirmiş ve başvurumu tamamlamış oldum. Süreç tabii ki kolay olmadı. Covid-19 ile birlikte yeterince zor geçen bu süre hepimizin de yaşadığı gibi sancılıydı. Size de biraz tuhaf gelecek ama vize başvurum, ilk başvurum kadar hızlı olmadı. Süreç hala devam ediyor ve bugün 16’ncı ayın içerisindeyim. Herhangi bir bilgi, bir gerekçe belirtilmeksizin bekletiliyorum. Bu süreç oldukça yıpratıcı, özgürlüğüm resmen elimden alındı. Hiçbir gerekçeyle ülke dışına çıkamıyorum, süreciniz devam ediyorken buna izin verilmiyor. Hiçbir şekilde kontrat sahibi olamıyorum. Ev, telefon ya da herhangi bir başvuruda vizem soruluyor. İşimde de vizem gereği aksaklıklar yaşıyorum. Aileler ile birlikte seyahat etmem gereken durumlar oluyor ve seyahatlere katılamıyorsam o işe başvuramıyorum. Ben resmi bir iş sahibi ve vergi mükellefiyim. Her şey olması gerektiği gibi ama neden böyle bir durumun kurbanı olduğumu bilmiyorum. Yaşadığım anksiyete benim hayat motivasyonumu yeterince düşürüyor” dedi. “ÜZGÜNÜM, KEŞKE BİR YOLU OLSA VE BİR DÖNÜŞ ALSAM” Yaklaşık 2 yıldır ailesini göremediğini belirten Keyfer, “Çok üzgünüm tabii ki, bir gurbetçi olarak kişinin en büyük motivasyon ve moral kaynağı topraklarını ziyaret etmek ve sevdiklerini görmektir. Onları çok özlüyorum. Onlar da beni üzmek istemiyor ve belli etmiyor olsalar da çok üzgünler. Çaresiz hissediyorum. Umarım bir an önce onlara kavuşurum. Kendimi motive etmeye ve hayatıma devam etmeye çalışıyorum. Anksiyetem sebebiyle yardım alıyorum. İnanın, gerçekten zor. Özellikle Covid-19 sonrası zaten yeterince hayat standartlarımız düşmüştü, birde bu durumla birlikte her şey daha da zorlaştı. Benim gibi bir grup kişi bekliyoruz. İnsanların aileleri hastalanıyor, ölümler yaşanıyor. Gidemiyoruz. Kim bunu hak eder? Özgürlük dediğiniz şey bir yere kapatıldığında elinizden alınmıyor. İşte bu şekilde de özgürlüğünüz elinizden alınıyor” açıklamasını yaptı. “17 YAŞINDA BİR GENÇ KIZIN HAYALLERİYLE OYNUYORLAR” Yaklaşık 3 yıldır İngiltere’de yaşayan Bilge Erdoğan ise 15 aydır vize beklediklerini dile getirirken, bu süreçte piyano bölümünde burslu okuyan kızı Duru’nun eğitiminin ciddi anlamda etkilendiğini söyledi. İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın bu yaptırımından dolayı kızı Duru’nun İngiltere dışında hiçbir yarışmaya katılamadığını ve bu anlamda psikolojisinin ciddi anlamda olumsuz etkilendiğini vurgulayan Erdoğan, “Kızım 2017 yılından beri The Yehudi Menuhin Okulu’nda piyano bölümünde burslu olarak okuyor. Biz 2019’un Ağustos ayında Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye geldik. Temmuz 2020’nin sonunda uzatma başvurumuzu yaparken kızımı da başvurumuza ekledik ve dolayısıyla öğrenci vizesini yenilemedik. Daha sonra 11 Eylül 2020’de parmak izi verdik ve başvurumuz tamamlandı. O tarihten sonra Haziran 2021 tarihine kadar İçişleri Bakanlığı’ndan hiçbir mail almadık. Bu süreçte kızım katıldığı çevrimiçi yarışmalarda birincilikler aldı. İtalya ve Fransa’daki ‘masterclass’lara katılması için davetler geldi. Bunun üzerine Eyalet Bakanı Conor Burns’e durumu anlatan bir mail attık. Kendisi durumun eğitim ile ilgili olmasının önemini belirterek bizden gerekli bilgi ve belgeleri talep etti. Hepsini kendisine ilettik ve O’da bakanlığa gönderdi. Ancak gelen cevap ölüm ve acil sağlık sorunları dışında bir öncelik verilemeyeceği yönünde oldu. Başvurumuz üzerinden 9 ay geçmişti ki İçişleri Bakanlığı’ndan başvurumuzun sonuçlanmasının 6 aydan uzun sürebileceğine dair mail aldık. Dolayısıyla kızım 2021 yaz aylarında, gelecekte eğitim hayatı için çok önemli olan birçok etkinliğe katılamadı. Kızım, Temmuz 2021 ABD’de düzenlenen çevrimiçi bir yarışmada birincilik kazandı. Tekrar 2021 yılının sonlarına doğru Burns ile iletişime geçtik çünkü kızımın yeni yıl tatilinde Hollanda ve Almanya’da katılmak istediği organizasyon ve yarışma vardı. Ancak yine bir sonuç alamadık ve ne kadar daha bekleyeceğimizi bilemediğimiz için hiçbir organizasyona başvuru yapamadık. İçişleri Bakanlığı 8 Aralık’ta bizden ek evrak talep etti. İstedikleri belgeleri birkaç gün içinde gönderdik. Biz, 1 buçuk yıldır ne zaman sonuçlanacağını bilemediğimiz bir kabusun içindeyiz. Kabus diyorum çünkü kızımın psikolojisi mahvoldu. Bu ay Köln’deki bir üniversitenin sınavına başvuru yapacak ancak önümüzü göremiyoruz ve sınav tarihi geldiğinde gidip gidemeyeceğini bilemiyoruz. Berlin’de iki, Viyana’da bir üniversiteye de aynı şekilde mart ayından sonra başvuru yapması gerekiyor. Ancak bu belirsizlik bütün psikolojisini alt üst ediyor. Mart ayında BBC’nin yarışmasına katılacak, İtalya’da nisanda katılmak istediği bir başka yarışma daha var. Tüm bunlar başvuru sonuçlanana kadar İngiltere dışına çıkılamadığı için bir kabusa dönüşüyor. Daha 17-18 yaşında bir genç insanın, üstelik daha birçok başarı elde edebilecek bir gencin gelecek hayallerini, umutlarını karartıyor. Bu durum bir anne olarak beni kahrediyor. Ama kızıma destek olup umudunu kaybetmemesi için çabalıyorum” dedi.