İlk kez okula başlayacak çocuklarda genellikle ağlama, öfke patlaması gibi birçok olumsuz duygunun yanında karın ağrısı ve mide bulantısı gibi sağlık sorunları da görülebilir. Peki, bu duruma neden olan okul fobisi nasıl çözülür? Uzmanlar bu durumun çözümsüz olmadığını söylüyor.

Özellikle okula ilk kez başlayacak çocuklarda görülen okul fobisinin çözümsüz olmadığını anlatan uzmanlar, ‘Sorunun kendiliğinden geçmesi beklenmeden destek alınmalı’ dedi.

Okula ilk kez başlayan öğrencilerde, ağlama, öfkelenme gibi duyguların yanı sıra karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel rahatsızlıklar görülebiliyor. Okula gitmek istemeyen çocuklar ağlayarak, hasta olduğunu söyleyerek okula gitmeyi reddediyor.

Okul fobisini ‘Kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da okula gitmede isteksizlik görünmesinin yanı sıra farklı fiziksel şikâyetlerin bu duruma eşlik etmesi şeklinde boy gösteren tepkiler örüntüsü’ olarak tanımlayan psikolog Nilüfer Çakın, ‘Bu durum genellikle 5-8 yaşları arasında anaokulu ve ilkokul çocuklarında görülebildiği gibi 10-14 yaşlarında ergenliğin boy gösterdiği dönemlerde de görülebilmektedir’ dedi.

Yaz tatili bitti: Milyonlarca öğrenci için yarın ders zili çalacak Yaz tatili bitti: Milyonlarca öğrenci için yarın ders zili çalacak

BEDENSEL YAKINMALAR

Çakın, okul fobisi olan çocukların, okula olan isteksizliklerini bedensel yakınmalarla dile getirdiğini belirterek, ‘Çocuklar karın ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı şikâyetleriyle anne babalarını ikna etmeye çalışırlar. Bu bedensel yakınmalar çoğu zaman gerçekten olmaktadır ve okula gitme bahsi kapandığı zaman etkisi kaybolmaktadır. Bu şekildeki fizyolojik şikâyetlerin genellikle sabahları uyanır uyanmaz görülmekte olduğu okula gitmemeye karar verildiği anda kendiliğinden kaybolduğu gözlemlenmektedir’ diye konuştu.

KRONİK OLABİLİR

Anlık gelişen okul fobisinin kısa zamanda kaybolabileceği ya da kronik bir hal alıp aylarca devam edebileceğini belirten Çakın, şöyle devam etti:

Okul fobisi yaşayan çocukların bu davranışlarının altında yatan gerçek sebeplerin iyice araştırılması ve mutlaka uygun çözüm önerilerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Çoğu zaman çocukların okula başladığı ilk zamanlarda bu durumun ortaya çıktığı görülür ancak bu durum çocuğun okula başladığı ilk süreçte değil sonraki süreçte de ortaya çıkabilir. Bu fizyolojik belirtiler baş ağrıları, karın ağrıları, bulantı-kusma hissi, iştahsızlık, keyifsizlik, uyku düzeninde bozukluklar, okul sorumluluklarının yerine getirilmemesi, ortada bir neden yokken ağlamak, alıngan ve sinirli olma durumlarıdır.’

OKUL FOBİSİNİ NELER TETİKLER?

Psikolojik Danışman Fatma Nur Aras Kemer, okul fobisini nelerin tetiklediğini şöyle sıraladı:

  • Anne-çocuk ilişkisinin bağımlılık şeklinde gelişmiş olması.
  • Ebeveynlerin aşırı koruyucu tutumu.
  • Hastalık, seyahat, tatil gibi nedenlerle çocuğun okuldan bir süre uzak kalmış olması.
  • Ebeveynlerin yüksek kaygısı
  • Aile içindeki gerginlik, huzursuzluk.
  • İlk defa okula başlama, okul değiştirme ya da ev değiştirme.
  • Okulda çocuğun sıkıntı veren olaylar yaşaması.

ÇÖZÜMSÜZ DEĞİL

Psikolog Büşra Çulhacıoğlu da okul fobisine karşı çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

Çocuğun okulda kaygılanmasına neden olan faktörler (akran baskısı, alay, akademik ve sosyal becerilerde başarısızlık, aile tutumları vb.) tespit edilmelidir.

Aile, çocuğuyla empati kurarak duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışmalı, okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırmamalıdır.

Küçük düşürücü sözler kullanmamalı, gösterdiği belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu ya da kızdırmak için yapılan davranışlar olarak yorumlamaktan kaçınmalıdır.

Okula devam etme konusunda kararlı olmalı şikâyetlenmelerine karşın giyinmelerine, servise binmelerine yardımcı olunmalıdır.

Çocuğun okula hemen adapte olmasını beklemeden zaman tanınmalı ve okula giden diğer akranlarıyla kıyaslanmamalıdır.

Öğretmenin sıcak ilgisi, eğlenip oynayacak ortamın varlığı çocuğun kısa bir süre içinde gevşeyip rahatlamasına yardım edecektir.

Öğretmenlerin çocuğun rahatlamasını sağlayacak sınıf içi etkinlikler düzenlemesi, sınıf içi görevler vermesi, çocuğun kendisini sınıf içinde önemli ve gerekli hissetmesine yardımcı olur.

Aile ve okul işbirliği içerisinde davranarak çocuğa güven ortamında olduğu hissettirilmelidir.

Sorunun kendiliğinden geçmeyeceğini ve destek alınması gerektiğini söyleyen Çulhacıoğlu, ‘Sorun kronikleşirse çocuğun hayatı boyunca olumsuz etkileri sürecektir. Çocuk okuldan uzaklaştığı için dersleri aksayacak ve okul başarısızlığı oluşacaktır. Sonuçta çocuğunuz bundan olumsuz yönde etkilenecek ve mutsuz olacaktır. Bu sebeple durumun devamlılığı halinde mutlaka bir uzman desteğine başvurulmalıdır’ dedi.

(Cumhuriyet-Sena Tufan)