İran'da 50 gün önce ülkede kadınlara karşı uygulanan şiddeti kınamak için başlayan protestolar, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana hükümete yönelik en ciddi meydan okumaya dönüştü.

16 Eylül'de başlayan protestolar, Tehran'da ahlak polisi tarafından gözaltına alınan ve gözaltında olduğu sürede komaya girerek hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini için düzenlendi.

Amini, 13 Eylül'de başörtüsü‘olması gerektiği gibi’ takmadığı için gözaltına alınmıştı.

O günden beri protestocular, güvenlik güçlerinin ölümcül baskılarına karşı mücadele ediyor.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) adlı web sitesi, eylemlerde şimdiye kadar 129 farklı bölgede 298 kişinin hayatını kaybettiğini ve 14 bin kişinin gözaltına alındığını öne sürüyor.

İran'da yaşayan ve BBC'ye konuşan kişiler, eylemlerin ülkede gündelik yaşamı beş farklı şekilde etkilediğini anlatıyor.

BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARMAK

Son haftalarda çok sayıda kadın başörtü yasalarını çiğneyerek sokaklarda saçlarını göstererek yürüdü. Kadınlar, araçların ve sokaklardaki çöp konteynerlerinin üzerine tırmanıp başörtülerini bayrak gibi salladı.

Sosyal medyada da ünlü aktör Fatemeh Motamed-Arya gibi çok sayıda kişi başörtü yasasına meydan okudu. Bu başkaldırışın İslam Cumhuriyeti tarihinde eşi görülmemiş bir boyutta olduğu belirtiliyor.

Bazı görüntülerde başını açmış İranlı kadınların güvenlik görevlilerinin yakınında bulunduğunu da görebiliyoruz.

Hükümet yetkilileri ise başörtü kurallarının değişmediğinin altını çiziyor. İran Ahlak Polisi Sözcüsü Ali Khanmohammadi 30 Ekim'de bir haber kanalına yaptığı açıklamada, ‘Başörtünün çıkarılması hala yasalara aykırı’ demişti.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde 10 kişinin öldüğü yangın hakkında soruşturma yürütülüyor Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nde 10 kişinin öldüğü yangın hakkında soruşturma yürütülüyor

BBC'ye konuşan 69 yaşındaki bir kadın, eylemlerin başladığı günden bu yana sık sık evinden başörtüsünü takmadan çıktığını söylüyor.

İsmini vermek istemeyen kadın, ‘Geçen gün sokakta yürüyordum ve birden arkamdaki bir araçtan korna sesi duydum. Dönüp baktığımda aracın içindeki kadının da başörtüsüz olduğunu gördüm’ diyor ve sözlerine devam ediyor:

‘Bana bir öpücük gönderdi ve zafer işareti yaptı. Ben de aynısını yaptım. Kırk küsür günde, ülke kırk küsur yılda olduğundan daha fazla değişti.’

DUVARLARI VE SOKAKLARI GERİ ALMAK

İran'da 50 gündür devam eden eylemleri daha önceki protestolardan farklı kılan bir diğer unsur ise ‘kamusal duvarlar için verilen mücadele.’

Sosyal medyada grafiti sloganlarının fotoğrafları ve duvarlara yazı yazarken kendi videolarını çekip paylaşan insanların görüntüleri artık çok yaygın.

Yetkililer duvar yazılarının üzerini kaplamaya çalışsa da eylemcilerin hızına yetişemiyor. Duvar yazıları çoğunlukla İran'ın dini lideri Ayetullah Humeyni'yi hedef alıyor ve eylemlerin laik doğasına işaret ederek İran'ın teokratik rejimine saldırıyor.

Ancak kamusal alanlar için asıl mücadele sokaklarda veriliyor. Protestocular yasakları görmezden gelerek kendi resimleri veya sözleriyle hükümete ait reklam panolarını ele geçiriyor.

BBC'ye konuşan İranlı yazar ve aktivist Alex Shams, ‘Genç kızların ve kadınların kalabalığın tezahüratları eşliğinde dans ettiği, insanların bir araya gelip hareketin nasıl ilerlemesi gerektiğini tartışırken baskıya son verilmesini talep eden sloganlar attıkları, geçici olarak özgürleştirilmiş bölgeler yaratıldı’ diyor ve devam ediyor:

‘Protestolar, İran'daki insanların kendileri için farklı bir gelecek hayal etmelerine olanak sağlayan önemli alanlar oldu.’

GENÇLERİN GÜCÜ

Genç öğrenciler İran'daki eylemlerin çok büyük bir parçası haline geldi. HRANA, eylemlerin başlamasından bu yana 47'den fazla çocuğun hayatını kaybettiğini öne sürüyor.

Hayatını kaybeden bu gençler, ülkedeki haraketlenmenin sembolü haline geldi. Nika Shakarami ve Sarina Esmailzadeh gibi isimler popüler hashtagler haline geldi ve resimleri grafiti olarak kullanılmaya başlandı.

Sosyal medyada ise okul çağındaki ve çoğu kız olan çocukların hükümet karşıtı sloganlar attığını, dini lider Ayetullah Hamaney'in fotoğraflarını yırttığını veya okul kitaplarındaki fotoğrafları eylemler sırasında öldürülen insanların resimleriyle değiştirdiğini gösteren çok sayıda video paylaşıldı.

MEYDAN OKUMAK KORKUYU YENİYOR

29 Ekim'de Devrim Muhafızları'nın Komutanı Hüseyin Salami, protestoculara bir ültimatom verdi: Devlet medyasına konuşan Salami, ‘Sokağa çıkmayın! Bugün ayaklanmaların son günü’ dedi.

Ancak o gün protestoların devam ettiği ve güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandığına dair haberler gelmeye devam etti. BBC Farsça Servisi muhabirleri, hükümet tarafından uygulanan acımasız baskı karşısında meydan okumaya devam eden birçok insanın hikayesine rastladı.

İsmini vermek istemeyen genç bir kadın, gösterilerden birine katılmak için bebeğini annesine bıraktığını anlatıyor:

‘Korkuyordum ama çocuğuma daha iyi bir gelecek sağlamak için bunu yapmalıydım.’

Almanya'da yaşayan İranlı şarkıcı ve aktivist Faravaz Favardini, İran toplumundaki mevcut duruma duyulan öfkenin protestolara ivme kazandırdığına inanıyor.

Favardini, ‘Her şey pahalılaşıyor ve çok fazla baskı var’ diyor ve sözlerine devam ediyor:

‘Mahsa Amini'nin başına gelenlerden sonra insanlar, siyasetle ilgilenmeyen kişilerin bile bir hiç uğruna öldürülebileceğini anladılar.’

BİRLİK

İran'daki protestoların göze çarpan bir diğer özelliği, önceki hareketlerin aksine toplumun farklı kesimlerini harekete geçirmesi oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarını izleyen 2009 protestoları orta sınıf tarafından başlatışmış, 2019 ayaklanmasında ise toplumun daha yoksul kesimleri yakıt fiyatlarını protesto etmişti.

Bugünün eylemleri, İran'ın çeşitli etnik grupların birlikte hareket etmesine yol açtı. Mahsa Amini'nin ölümünün ardından yapılan ilk protestolarda Kürt grupların yaygın bir şekilde kullandığı Jin, Jiyan, Azadi (kadın, yaşam, özgürlük) sloganı öne çıktı.

Bu sloganın daha sonra Farsça ve Azerice versiyonları da söylendi. İranlı aktivist ve yazar Alex Shams, hükümetin protestoların İran'da etnik ayrılıkçılığa ve iç savaşa yol açabileceği söylemlerinin insanlar arasındaki birliği sarsmadığını söylüyor.

Shams, ‘Farklı kökenlere sahip İranlılar arasındaki dayanışma, protestolar için son derece önemliydi ve halk arasındaki korku ve şüphe engellerini yıktı. Hükümet protestoların dine karşı olduğunu iddia etmeye çalışırken, hem dini hem de dini olmayan kökenden insanlar ayağa kalktı ve birbirine düşman olmayı reddetti.’

Önceki ayaklanmalar İran'da önemli bir değişikliğe yol açamasa da Shams bu sefer durumun farklı olabileceğine inanıyor.

Shams, ‘Son birkaç hafta, insanların neyin mümkün olduğuna dair algısını önemli ölçüde değiştirdi. Ve bu başlı başına bir zaferdir’ diyor.

(BBC Türkçe)