Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) seçime bir yıldan az bir süre kala tekrar gündeme geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı konuyla ilgili çalışmaya başladıklarını ve bunun önümüzdeki yılın başına kadar tamamlanacağını açıkladı.

23 Ağustos'ta bir açıklama yapan Bakan Vedat Bilgin ise, masada yalnızca bir formül kaldığını açıkladı. Bakan Bilgin, çalışmalara başlandığında masada birden fazla formül olduğunu duyurmuştu.

4 Eylül'de İstanbul Kadıköy'de bir miting düzenleyen emeklilikte yaşa takılanlar ise herhangi bir formül kabul etmeyeceklerini, 1999 öncesi sigortalı olanlar için o dönemki şartların geçerli olması gerektiğini vurguladı.

Mitingde konuşan EYT Federasyonu Başkanı Gönül Boran ‘Yeni mağduriyetler oluşmaması için çözümün de formülsüz olmasını istiyoruz’ dedi ve ekledi:

'Şu anda masamızda tek formül var. Onu da zamanı gelince açıklayacağız' söylemlerini ise gerçekten anlamakta ve kavramakta zorluk çekiyoruz.’

Bakan Bilgin, kamuoyunda konuşulan Hollanda ve Almanya modellerinin doğru olmadığını, bu ülkelerde 62 yaşından itibaren daha düşük bir maaşla emekli olmanın mümkün olduğunu fakat Türkiye'de EYT'lerin zaten 62 olmadan emekli olacağını söylemişti:

‘Bu çok aşamalı bir çalışma, tamamlanınca ilgili bakanlıklar ve kurumlarla da paylaşacağız, ortak bir noktaya ulaşabilirsek Cumhurbaşkanı'na sunacağız, onay verirse kamuoyuyla paylaşacağız.’

SENARYOLAR NELER?

Anadolu Ajansı ve TRT'ye göre EYT konusunda atılabilecek bazı adımlar şöyle:

  • 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olanların mevcut emeklilik yaşlarının kademeli olarak düşürülmesi,
  • Emekli maaşlarında kesinti kabul edenlerin emeklilik tarihinin öne çekilmesi,
  • Erkeklerde 9 bin, kadınlarda 7 bin 200 gün prim yatıranlara emeklilik hakkı verilmesi.

EYT DERNEĞİ: SEÇİM MALZEMESİ OLMAKTAN YORULDUK

BBC Türkçe'ye konuşan EYT Federasyonu Başkanı Gönül Boran, bu konunun siyasetçilerin gündemine bir kere daha yalnızca seçim yaklaşırken girdiğini hatırlattı ve ‘Seçim malzemesi olmaktan yorulduk’ dedi.

Yine de bu sefer bu yönde bir çalışma olduğuna dair resmi bir açıklama duymanın ‘tünelin ucunda ışık’ anlamına gelmesinden mutlu olduklarını söyleyen Boran, ‘Bizi seçim malzemesi haline getirmeyip inandırıcı olmak istiyorlarsa bunu bir kanunla bir günde bile çözebilirler’ diye konuştu.

Boran iktidar tarafından muhatap alınmamaktan da şikayetçi.

Her gün Çalışma Bakanlığı'nı arayıp randevu talep ettiklerini, Cumhurbaşkanlığı ile görüşmek için başvurular yaptıklarını söyleyen Boran, bugüne kadar hiçbir geri dönüş olmadığını, bu yüzden Çalışma Bakanlığı bünyesinde kurulacak ekibin nasıl bir çalışma yürüteceğini bilmediklerini söylüyor.

Bakanlık, BBC Türkçe'nin bu konudaki sorularına ‘Şu an çalışmamız devam ettiği için bir cevap vermiyoruz’ cevabını verdi.

EYT Federasyonu Başkanı Boran, bu konuda muhalefet Partileriyle yıllardır görüşme halinde olduklarını ve sorunlarının çözümüne destek verdiklerini, AK PARTİ  ile ise yalnızca il başkanlıkları seviyesinde görüşebildiklerini söyledi.

AK PARTİ GRUP BAŞKANVEKİLİ ELİTAŞ: PARTİMİZİN ÇALIŞMASI YOK, BAKANLIĞI BEKLEYECEĞİZ

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan AK PARTİ  Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Partisinin bu konuda herhangi bir çalışması olmadığını, bu konuda Çalışma Bakanlığı'ndan gelecek çalışmaya bakacaklarını söyledi.

Video: Çin'in Tianwen-1 Mars misyonu ekibi Dünya Uzay Ödülü'nü kazandı Video: Çin'in Tianwen-1 Mars misyonu ekibi Dünya Uzay Ödülü'nü kazandı

Ellerinde teknik veriler olmadığını belirten Elitaş, ‘Bu teknik bir mesele. Çalışmalarını yapsınlar, bakacağız’ dedi.

MHP'NİN TUTUMU

EYT konusunda kilit konumdaki Parti ise MHP. Son genel seçimde bunu seçim beyannamesine koyan MHP'nin muhalefete destek vermesi durumunda TBMM'den bu konuda bir yasa geçebilir.

Buna benzer bir durum seçimin hemen ardından yaşanmış, İYİ Parti'nin hazırladığı EYT hakkındaki araştırma önergesinin görüşülmesine CHP ve HDP ile destek vermiş ve bu TBMM'de kabul edilmişti.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı'nın yerel seçimde sürmeyeceğine dair açıklamalar yaptığı dönemde yaşanan bu gelişmenin ardından milletvekillerini taslağı desteklemeye yönlendiren MHP Grup Başkanvekili Erhan Usta, Bahçeli tarafından görevden alındı.

Bu gelişmenin ardından araştırma önergesi TBMM Genel Kurulu'na geldiğinde AK PARTİ  ve MHP'nin oylarıyla reddedildi.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay da MHP'nin emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını çözmede kararlı olduğunu ancak bunun için iktidarla uzlaşma ve mutabakat aradıklarını söylemişti.

BORAN: MHP 'BİZİ İKTİDAR YAPIN ÇÖZELİM' DEDİ

Son dönemde MHP ile bu konuyu görüşüp görüşmediklerini sorduğumuz Boran, MHP'den ‘Sözümüzün arkasındayız’ yanıtı aldıklarını aktardı:

‘Federasyona bağlı dernek başkanım makamında bir MHP Genel Başkan Yardımcısı ile görüştü. 'Niye çözmüyorsunuz?' dedik, aldığımız cevap 'Siz bizi iktidar yapacaksınız ki, biz sizin hakkınızı verelim' oldu.

‘Bu saatten sonra hiç inandırıcı gelmiyor.

‘MHP'nin bu sorunu çözeceğiz dediği süreç böyle olmamalıydı. Samimilerse Cumhur İttifakı olarak bugün yapmalılar.’

ERDOĞAN NEDEN TAVIR DEĞİŞTİRDİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce EYT'lerin taleplerine net bir şekilde karşı çıkıyordu. Erdoğan 2019 yerel seçimleri öncesinde yaptığı bir konuşmada, ‘seçimleri kaybetmelerine yol açsa bile’ EYT yasası çıkmayacağını söylemişti:

‘Niçin erken emeklilik? Ne zaman emekli olması gerekiyorsa o zaman emekli olsun ve parasını en güzel şekliyle alsın.

‘Tutturmuşlar erken yaşta emeklilik, İskandinav ülkeleri bu sistem yüzünden battı.

‘Bizim ülkenin başına da bu erken emekliliği dolayanlar maalesef bunun bedelini ödeyecekler ve ödediler.

‘Milletimin zararına olan bir şeye seçim kaybetsek de yokum.’

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutum değişikliğinin altında, ‘kritik önemde’ gördüğü 2023 seçimleri sürecine girilmesi yatıyor.

Girdiği her seçimden Partisini birinci olarak çıkaran ve anayasa değişiklikleri, cumhurbaşkanlığı seçimi dahil hemen her seçimi kazanan Erdoğan, ilk kez son derece ağır ekonomik koşullarda seçimlere gidiyor.

AK PARTİ  kulislerinde, EYT'lerin örgütlenerek büyük bir kamuoyu oluşturduğuna dikkat çekilerek, muhalefet Partilerini de bu konuda baskı unsuru olarak kullanmalarının da tutum değişikliğinde etkili olduğu konuşuluyor.

GEÇ Mİ KALINDI?

AK PARTİ  içinde, EYT konusunda adım atmakta geç kalındığını ve bunun Partiye getirisi olmayacağını savunanlar da var.

EYT'lerin muhalefete yaklaştığını ve onlar aracılığıyla sesini duyurduğuna dikkat çeken bazı Parti kurmayları, ‘Bu aşamadan sonra biz düzenleme yapsak da muhalefetin baskısıyla yapılmış algısı oluşacak. Ancak, artık yola çıkıldı ve bu konuda geri adım atılamaz’ görüşünü dile getiriyorlar.

EYT Federasyonu Başkanı Gönül Boran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmiş açıklamaları hakkında ise şunları söylüyor:

Cumhurbaşkanımız bütçeye yük olacağımızı, erken emeklilik istediğimizi, 'çift dikiş' yapacağımızı söyledi, bunları unutmuş değiliz.

‘Emeklilik hakkımız için çaba veriyoruz fakat aylık bağlanma oranları da çok önemli bir konu.

‘Bugün asgari ücret 5 bin 500 lirayken 3 bin 500 lira verdiğiniz emeklilerden geçinmesini nasıl bekliyorsunuz?

‘İktidar bizi sürüncemede bırakacaksa biz de seçimlerde vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz.

‘23 yıldır bu mağduriyeti yaşıyoruz ve 20 yıldır şu anki iktidar tarafından yönetiliyoruz.

‘Sosyal güvenlik yasalarından, reformların her biri işçi ve emekçiden götürdü.

‘Çözüm için herhangi bir ara formül kabul etmiyoruz, 1999 öncesi sigortası başlatılmış ve o dönemki kurallara göre şartlarını yerine getirmiş herkesin emekli olma hakkını savunuyoruz.’

MALİYETİ NE KADAR OLUR, KAÇ KİŞİ FAYDALANIR?

Bu konuda yapılacak bir yasal düzenlemenin maliyeti ve kapsamı konusunda da farklı görüşler var.

2018'de bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6,2 milyon kişinin emeklilikte yaşa takıldığını söylerken, EYT Derneği 2019'daki hesaplamasında EYT düzenlemesiyle 100 bin kişinin emekli olacağını belirtmişti.

Erdoğan EYT yasasının kamuya yıllık maliyetinin 26 milyar TL olacağını söylerken, BBC Türkçe'ye konuşan EYT Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Şahin 8 milyar TL'lik bir tahmin vermişti.

Bugün bu alandaki son verileri sorduğumuz EYT Derneği Başkanı Boran ise ortada bir mağduriyet ve hak gaspı varken maliyetten bahsetmenin doğru olmadığını, esas yapılması gerekenin bunu gidermek olduğunu söylüyor.

EYT NEDİR?

Emeklilikte yaşa takılanlar, sigortalı çalışırken 8 Eylül 1999'daki bir yasal değişiklikten sonra emekli olma koşulları büyük oranda değişen kişilere deniyor.

O dönem yaşananları Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Aziz Çelik şöyle anlatıyor:

‘EYT sorunu 1999'da DSP, ANAP ve MHP koalisyon hükümeti tarafından kabul edilen ve emeklilik yaşını yükselten 4447 sayılı kanun ile yaratıldı. 8 Eylül 1999 gününe kadar işçiler emeklilik için iki şartı yerine getirmesi gerekiyordu: Kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl sigortalılık süresi ve 5000 günlük prim ödeme gün sayısı.

‘Yapılan değişiklikle emeklilik yaşı kadınlarda 58'e, erkeklerde 60'a, prim gün sayısı ise 7000 güne yükseltildi. 8 Eylül 1999 gününden önce işe girenler için kadınlarda 40 ile 58 erkeklerde ise 44 ile 60 yaş arasında değişen kademeli geçiş süresi getirildi.’

Aziz Çelik, bu yasanın dönemin muhalefet Partileri olan Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğünü ve iptal kararından sonra kademeli bir emeklilik yaşı düzenlemesine geçildiğini aktarıyor.

Bu yeni düzenlemede 20 yıldır sigortası yatanlar değişiklikten etkilenmese de iki yıl önce sigortalı olmuş kişilerin durumları kökten değişti.

Çelik'e göre o dönemde bu düzenlemeye karşı çıkan sendikalar, bugün de yaşa takılanların sorunlarının çözülmesini istiyor.

DÜNYADA ÖRNEKLERİ VAR MI?

Aziz Çelik, başka ülkelerde de mevcut çalışanları etkileyen değişiklik yapıldığını söylüyor ve ekliyor:

‘Ancak Türkiye'de yapılan değişiklik o tarihte çalışanların emekli olmalarını 15-18 yıla kadar uzattı. Öte yandan dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ülkelerin çalışma ilişkileri rejimini bir bütün olarak ele almaktır. Sadece emeklilik yaşına dayalı bir karşılaştırma yanıltıcı olacaktır. Beklenen ömür, yaşlıların iş güvencesi ve çalışma koşulları, sendikalaşma ve toplu pazarlık kapsamı da dikkate alınmalıdır.’

(BBC Türkçe)