Özgün dilinde değil kendi dilinde özgün dili okumak da diyebileceğimiz çeviri; ehil olan çevirmenin dil biçimi ve estetiği ile birleşince okuma hevesini ve ilhamını çoğaltır; çevirinin niteliği okuma eylemine karşı dirençli pasif okuru da kışkırtır. Okur, ehil çevirmen tercihini yapamadığı için pasif okur vasfıyla kitabı okur.

Edebi birer tür olan öykü,roman ve şiir bir şair- bir romancı çevirmenin elinde var olan anlamından aşkın bir anlam dahi kazanabilir. OrhanVeli’nin Fransız dili şiir çevirileri, Behçet Necatigil’in Alman dili çevirileri,Sabri Esat Siyavuşgil’in İspanyol dili örnek çevirileri şair/yazar çevirmen öznelliğini önemlileştirmektedir.

Dil yetkinliği oluşmadan ya da ardıl bırakılarak yapılan çeviriler, düzyazı ya da şiirin var olan etki gücüne de hasar verecektir.Özellikle klasik edebiyat çevirilerinde, çevirmen kimliğini göz ardı ettiğinizde; klasik sıfatını kazanmış eser hele de ilk klasik okumalarınızsa beklentilerinizi karşılayacak varsıllığa sahip olmayacaktır.Klasik yapıtın okuruna vaadleri vardır.Dikkatsiz okur, klasik yapıtta çevirmenin de yazarı kadar klasik yaratıcı olduğunu öngöremez.

Oluşmuşu yeniden oluşturma uğraşısı diye tanımlayabileceğimiz ve  dilin matematiğinde pergeli nereye yerleştirebileceğini bilmek sanatı olan çeviri; çeviri methodu,sözcükler ve türlerinin doğru yerleşimi ve yapay bir oluşumu engelleyecek yapısıyla da okurun zihninde sözcük karnavalı yaratır.

Çeviri edebiyatında; çevirmen etkisi demek olan anlam egemenliği,özge dil,biçem zenginliği edebi eserlerin niteliğinin  sürekliliğini ve sürdürülebilirliğini sağlayacak;okurun da niteliğini niceleştirecektir.

Çevirmen,kitabın edilgen ikinci yazarıdır.